İlk dersten çıkarılacak en temel sonuç, dersi eğlenceli kılabimenin ne kadar büyük ve iyi yönde etkilerinin olduğu. Şu ana kadar derste sıkılan hiç bir kimse duymadım. Dersin sonunda hiç kimsede klasik bir dersten çıkış yorgunluğu görünmedi ki bu üç saatlik koca bir dersin öğrencilere hiç enerji kaybettirmediği anlamına gelir. Enerji savaşlarının yaşandığı bir dünyada verimli bir öğretim yöntemi. Eğlence, oyun, ortamın ısınması arkadaşlık, v.s. konularının dışında dersin akışı da klasik ve doğrudan öğretiden uzak bir çizgide. Şöyle ki, oyunlar ve aktiviteler yapılırken oyun dışında başka bir şeye odaklanmak pek mümkün değil, ancak sınıfa çıkıp oturuduğumuzda ve oyun üzerine kafa yormaya başladığımız anda derse başlıyorsunuz, birşeyler yapmışız biz diyebiliyorsunuz. Farkına vararak öğrenmeye başlıyorsunuz. Birde dersin sonunda ki grup çalışması atlanmaması gereken bir nokta. Tamamen öğrencilerin yaratıcılığına dayandırılmış bir aktivite. ”play” ve ”game” in tanımını yapmadan öğrencilerden bu kelimelere tanım geliştirmesini beklemek yaratıcılığı ön plana çekti. Dahası yaratıcı çalışmanın tek bir kişiden değilde bir gruptan bekleniyor olması benim için önemli bir nokta, çünkü fikir alışverişi kişinin kendi yeteneklerinin üzerinde bir üretim yapmasına yardımcı olur.
Ders genel olarak ilgi çekici ve merak uyandırıcı olarak tasarlanmış ve olağan üstü faydalı olabileceğini düşünüyorum ancak oyunun her konuya uyarlanıp uyarlanamayacağı konusunda soru işaretlerini de silebilmiş değilim. Sonuç olarak bu ders bu soruya cevap olsun diye de var. O nedenle devamı için sabırsızlanıyorum.