Bu hafta liderlik tecrübesi yaşatan oyunlarda gördük ki herkesin sizi izlemesi hareketlerinizi tekrarlaması gerçekten stresli bir iş eğer gerçekten yaptıracaklarınız yada söyleyecekleriniz yoksa. İlk oyunda kaçış özgürlüğü vardı ve bir süre birşeyler yaptıktan sonra diğer herhengi birine sırayı geçirebiliyordunuz ancak ne kadar stresli bir iş olduğunu arkadaşların yüzünden okumak mümkündü. Küçük gruplarla yapıldığında daha bir rahattı insanlar çünkü daha az insana yaptırıyorduk ne olduğunu bile bilmediğimiz hareketlerimizi. İçimizden geldiği gibi hareketler yapıp durumu kurtarmaya çalıştık, çünkü birşeyler düşünmeye vaktimiz yoktu. Ancak sonraki oyunda düşünme vaktimizde bol bol vardı ve fakat kimse ortaya çıkıp oyunu yönetmek istemedi. Bu oyundan çıkarılabilecek temel fikir, eğer gerçekten yapacak bir şeylerin yoksa başkalarının yaptığını yapmaktan şikayet etmezsin. Birşeyler tasarlamaya başlamanın çıkış noktası burası olabilir. Kendimize ait birşeyler ve başkalarının da hoşlanacağı farklı orjinal fikirler, herkese yaptırmaktan çekinmeyeceğimiz, birşeyler anlatan hareketler. Tasarlayacağımız oyunlarda bu öğeler bulunmalı bence.
Bana öyle geliyorki öğretmenlik bu oyunlardaki hareket yaptırıcılık gibi. Çünkü öğrenciler öğretmeni model alırlar ve onun hareketlerini kendilerine katarlar. O zaman gerçekten yaptıracak birşeyleriniz yoksa öğretmenlik çok sıkıcı ve stresli bir iş olmaya başlayacaktır.